AĞIR TAHRİK SONUCU ADAM ÖLDÜRME

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 1996/1-121

K. 1996/134

T. 11.6.1996

ADAM ÖLDÜRME (Maktulün Olay Çıkarması ve Arkadaşlarıyla Sanıklara Saldırıp Yaralamasının Ağır Tahrik Niteliği)

AĞIR TAHRİK SONUCU ADAM ÖLDÜRME (Maktulün Kızlarının Düğününde Olay Çıkarması ve Arkadaşlarıyla Birlikte Sanıklara Saldırıp Yaralaması)

KIZININ DÜĞÜNÜNDE OLAY ÇIKARIP SANIKLARA SALDIRARAK YARALAYAN MAKTUL (Ağır Tahrik Sonucu Adam Öldürme)

765/m.51,448

ÖZET: Suçun, maktül ve arkadaşlarından gelen ve devam eden olayların etkisi altında ve maktulün haksız hareketlerinin oluşturduğu gazap ve şiddetli elemin etkisiyle işlendiği anlaşıldığından sanıklar hakkında ağır tahrik hükümleri uygulanmalıdır.

DAVA: Adam öldürmek suçundan sanık M.A.`nın, TCY.nın 448, 51/1, 59. maddeleri gereğince 15 yıl ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve fer`i ceza tayinine, yaralama suçundan sanık H.A.`nın, TCY.nın 456/4, 457/1, 59. maddeleri gereğince 1 ay 20 gün hapsine, ölümle biten kavgada ölene el uzatmak suçundan sanık E.Y.`nin, TCY.nın 464/1, 51/1, 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapsine ve cezalarının ertelenmesine ilişkin Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.5.1995 gün 368/108 sayılı hükmün, sanıklar tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi 14.11.1995 gün 3118-3303 sayı ile, “Maktül ve arkadaşlarının olay gününden önce kavga ettikleri olay günü sanık yakınlarının düğününe davetsiz olarak katıldıkları, sanıklara laf atıp kavga çıkardıkları, toplu kavga esnasında sanıklardan E.`yi bıçakla yaraladıklarının anlaşılması karşısında, maktül ve yanındaki arkadaşlarından gelen ve tevali eden bu haraketlerin kül halinde ağır tahrik oluşturacağının kabulünde zorunluluk bulunduğu halde tahrikin hafif kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması” isabetsizliğinden bozmuş, Yerel Mahkeme 27.12.1995 gün 418/358 sayı ile; “Sanık M., maktül ve arkadaşlarının olay günü gecesi kendisine, babasına sopa ve bıçaklarla saldırmaları ve kendilerini dövmeye kalkmaları şeklinde beliren hafif tahrik altında yüklenen suçu işlemişlerdir.” gerekçesiyle ve oyçokluğuyla önceki hükümde direnmiştir. Kısmen ve re`sen temyize tabi olan hükmün Yargıtayca incelenmesi, sanıklar ve vekilleri tarafından süresinde istenildiğinden dosya; Yargıtay C. Başsavcılığının “bozma” istemli 13.5.1996 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Adam öldürmek, ölümle biten kavgada ölene el uzatmak suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, tahrikin derecesine ilişkindir. Tahrikin derecesinin tespiti mahkemeye ait ise de, mahkemeler bu yetkiyi hukukun genel ilkelerine, haksız hareketin niteliğine ve ağırlığına göre adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun biçimde kullanmalıdırlar. Mahkemelerce kullanılan bu yetkinin yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi üst mahkemelerin görevleri içindedir. Ceza Yasasında tahrikin hafif ve ağır olmak üzere iki şeklinden sözedilmiş, birbirinden ayırt edilmesini saptayacak kesin bir ölçü veya sınır konulmamıştır. Fail, haksız bir fiilin doğurduğu öfke veya elemin etkisi altında kalarak suçu işlediğinden, faili harekete geçiren saikler ile maktül veya mağdurun olaya sebep vermesi nazara alınmıştır. Tahrikin varlığı ve derecesi, failin durumu ve yöresel koşullara göre değerlendirilmeli, olayın işleniş şekli, niteliği, özellikleri, tahrik eden ile failin hal ve davranışları dikkate alınmalıdır.

Haksız ağır tahrikin kabulü için olay sebebinin, sanığın ruh yapısı üzerinde şiddetli bir elem ve büyük bir hiddetle sarsıntıya yol açması gerekir. Eğer haksız fiil, niteliği ve işleniş biçimi itibariyle önemli boyutlara ulaşmışsa, haksız ağır tahrikin kabulü gerekmektedir.

 

Dosya içeriğine göre, maktül ve arkadaşları, olaydan bir gün önce sanık H.A.`nın kızı ve sanık M.A.`nın kız kardeşi olan M.`nin köyde yapılan kına gecesine davetsiz olarak gitmişlerdir.

Sanıklara söz atmaları üzerine çıkan kavgada maktül dövülmüş ve köy korucuları tarafından köyün dışına çıkartılmıştır. Sanık ertesi gün ilçe merkezinde bir salonda yapılan düğüne gideceğini söylemiş, bazı arkadaşlarının uyarmalarına rağmen, “dün bizi köyde dövdüler, bu akşam da biz onları dövelim” demiş ve düğüne gelen kız arkadaşını da görmek için salona gitmiştir. Düğün salonunda bir süre oturup eğlendikten sonra, olay çıkmaması için dışarı çıkartılmıştır. Düğünün sona ermesi üzerine, salondan dışarı çıkan sanıklara öldürülen ve arkadaşları ellerindeki sopalarla saldırmışlar, sanık E.Y. alnının ortasında 1 cm. sathi yara, sol bacak ön yüz ortalarında 3 cm. kesi meydana gelecek şekilde ve sanık M.A. boynun sağ tarafında ve alın ile sol şakakta sathi sıyrık oluşacak şekilde yaralanmışlardır. Maktül ve arkadaşlarının bu saldırıları üzerine sanık M., maktülü göğsünden bıçaklamış ve yere düşen maktüle sanık E. tekme ile vurmuştur.

Açıklandığı üzere, öldürülenin olaydan bir gün önce kına gecesine gelerek olay çıkartması nedeniyle sanıklarla öldürülen arasında kırgınlık bulunmaktadır. Olay günü de, maktül ve arkadaşları bir grup halinde, davet edilmedikleri halde düğün salonuna gelmişler ve düğünden çıkan sanıklara saldırmışlardır. Suçun; öldürülen ile arkadaşlarından gelen ve tevali eden olayların etkisi altında ve öldürülenin haksız hareketlerinin oluşturduğu gazap ve şiddetli elemin tesiriyle işlendiği anlaşıldığından sanıklar hakkında ağır tahrik hükümleri uygulanmalıdır. Bu nedenle direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak 11.6.1996 günü oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Yap

Not: HTML'e dönüştürülmez!
    Kötü           İyi