Yargıtay: Eski eş çalışsa bile yoksulluk nafakası ödenmeli kararı

Yargıtay yoksulluk nafakası kararı

3. Hukuk Dairesi        

2014/868 E.  ,  2014/8662 K.

 

"İçtihat Metni"

 

MAHKEMESİ : ISPARTA 2. AİLE MAHKEMESİ

TARİHİ : 19/09/2013

NUMARASI : 2013/167-2013/94

 

Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

 

Y A R G I T A Y K A R A R I

 

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dilekçesinde, davalı eski eşin sigortalı olarak çalışmaya başladığını beyan ederek, ödenen 240 TL yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, ödenen yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren kaldırılmasına karar verilmiştir, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

TMK’nun 176/3.maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.

Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması" yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmediği gibi asgari ücretin üzerinde gelire sahip olunması da yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir. (HGK.07.10.1998 gün, 1998/2–656 E, 1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2–1158–1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2–397–339 sayılı kararları). Bu durum, ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınmalıdır.

Somut olayda, davalı kadının asgari ücret ile bir şirkette çalışmaya başladığı anlaşılmıştır. Ancak; nafaka alacaklısı kadının, 240,00 TL nafaka ve asgari ücret ile, zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılaması beklenemez. Başka bir anlatımla, davalının eline geçen toplam gelir miktarı, onu, yoksulluktan kurtaracak mahiyette değildir.

Davacının da bu durumda, davalı kadın ile aynı ekonomik şartlara sahip olması, nafakanın kaldırılmasına değil, artırılması veya azaltılmasına etki edecek olgulardandır.

O halde, mahkemece yapılacak iş; tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilip, nafaka takdir edilirken taraflar arasında mevcut olan denge durumu da dikkate alınarak, TMK'nın 4.maddesinde vurgulan hakkaniyet ilkesi gereğince, nafakanın uygun bir miktarda indirilmesine karar vermek olmalıdır.

Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde tümden kaldırılmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yorum Yap

Not: HTML'e dönüştürülmez!
    Kötü           İyi