Yargıtay İmzalı bordro ispat niteliğindedir

Yargıtay İmzalı bordro ispat niteliğindedir

 22. Hukuk Dairesi        

2016/23393 E.  ,  2019/21256 K.

 

 

"İçtihat Metni"

 

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: ALACAK

 

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:

Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

Davalıların cevabının özeti:

Davalılar, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkeme kararının özeti:

Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Temyiz:

Karar, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Gerekçe:

1-Davalı ... Belediyesi Başkanlığı tarafından ihale sözleşmesi ve yapılan açık arttırma usulü ile hattın işletilmesi davalı şirkete verilmiş olup, kira ilişkisi içerisinde Belediyeye ücret ödeyen kiracı şirket ile Belediye arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinden bahsedilmesi mümkün değildir. Nitekim dinlenen tanıklarda bu hususu doğrulamış olup, Mahkemece bu durum gözetilmeksizin taraflar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı kabul edilerek verilen karar isabetsiz bulunup bozmayı gerektirmiştir.

2-Taraflar arasında davacının fazla mesai ücreti alacağının olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.Fazla mesai yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla mesai alacağının ödendiği varsayılır.Fazla mesainin ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışma ve genel tatil çalışmasının bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla mesaisi olup olmadığı araştırılmalıdır.Fazla mesai çalışmasının yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir.Somut olayda, davacı taraf çalışmaların aylık sıra ve dönüşümler halinde bir ay 07:30 - 15:00 saatleri arasında şehir içi, bir ay 15:00 - 23:30 saatleri arasında şehir içi ve bir ay da 08:00 - 23:30 saatleri arasında kaplıca seferleri biçiminde ve haftada 6 gün olarak yapıldığını, pazar günleri tatil yapıldığını, ancak 4 haftada bir pazar günü nöbeti yapılarak bu nöbette 16 saat çalışıldığını iddia etmiştir. Davalı şirket ise, davacının fazla mesai alacağı bulunmadığını savunmuştur. Hükme esas bilirkişi raporunda, çalışma sürelerine ilişkin olarak tanık beyanlarının birbirine yakın olmak ile birlikte tam olarak örtüşmediği, emsal içtihatlar doğrultusunda tanık beyanlarına göre ortalama çalışma süresinin belirlenmesi (davacının talebi ile bağlı kalınarak) gerekeceğinin değerlendirileceği, buna göre; davacının şehir içi çalışmalarında haftalık yasal çalışma süresine ek olarak ayda bir gün hafta tatillerinde 08:00-23:00 saatleri arasında 15 saat çalıştığı, bu süreden ara dinlenmesi olarak 1,5 saat düşülmesi ile çalışmasının 13,5 saat olarak kabul edilmesi gerektiği, ayrıca 4 aylık dönemde bir ay boyunca kaplıca döneminde 08:00-23:00 saatleri arasında günde 15 saat çalıştığı, emsal içtihatlara göre bu süreden 1,5 saat ara dinlenmesi süresinin düşülmesi gerekeceği, günlük çalışmasının 13,5 saat, haftalık çalışmasının ise 81 saat (13,5x6) olduğu, davacının kaplıca döneminde haftalık 36 (81-45) saat fazla mesai yaptığının değerlendirildiği belirtilmiştir. Ayrıca raporda, davacının 4 ncü, 8 inci ve 12 nci aylarında kaplıca nöbetinde çalıştığı, kaplıca çalışmaları dışındaki çalışmalarda 2013 yılı Ocak ayından itibaren ayda bir gün Pazar günlerinde çalıştığı kabul edilerek fazla mesai saatlerinin belirlendiği de belirtilmiştir. Ne var ki yapılan hesaplama davacı iddiasına ve Dairemizin temyiz incelemesinden geçen emsal dosyaya göre isabetli olmamıştır. Dairemizce temyiz incelemesi yapılan 2016/19893 Esas sayılı dosyada davacıyla aynı işi yapan işçinin fazla mesai ücreti alacağının hesaplama şekli şöyledir: 1. ay 07:30-15:00 saatleri arası 7,5 saat, yarım saat ara ile 7 saat haftanın 6 günü 42 saat çalıştığı, 4 haftada 1 hafta pazar günü 16 saat çalışarak nöbet tuttuğu 16 saat-1,5 saat ara dinlenmesi = 14,5 saat, 42+14,5=56,5-45=11,5 saat ayda bir gün fazla mesai yaptığı, 2. ay 15:00-23.30 saatleri arası 8,5 saat, 1 saat ara dinlenme ile 7,5 saat haftanın 6 günü 45 saat, 4 haftada 1 hafta pazar günü 16 saat çalışarak nöbet tuttuğu 16 saat-1,5 saat ara dinlenmesi = 14,5 saat ayda bir gün fazla mesai yaptığı, 3. ay 08:00-23:00 saatleri arası 15 saat-1,5 saat ara dinlenme ile 13,5 saat x 6=81-45=36 saat haftalık fazla mesai yaptığı kabulüyle hesaplama yapılmıştır.Dosya içeriğinden; hükme esas bilirkişi raporunda, davacı tanıklarının ifadelerine göre hesaplama yapıldığı, yapılan bu hesaplama ile davacının iddialarının aşıldığı anlaşılmakla Mahkemece, fazla mesai alacağı için davacı iddiasıyla bağlı kalınarak emsal dosyadaki gibi hesaplama yapılmalıdır.

Eksik inceleme ile yazılı şekilde verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 14.11.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Yorum Yap

Not: HTML'e dönüştürülmez!
    Kötü           İyi